o gecelerden birinde
bir soğuk, bir kendi halinde
bir mağlup, bir dargın,
bir kızgın kız
sabaha yaklaştıkça azalan rüyalarında
gecelerin uzayıp günlerin azaldığı
hazar denizi’ne gün doğan saatlerde
gökyüzündeki hilalin azaldığı
düşlerin gerçeğe yakınsadığı noktadadır
azalan mutluluklar yaşadığımız
her defasında azalan sevgilerle
bir başkasına aşık olduğumuz
her yeni gün doğumunda, ömrümüzden azalan
azalarak kaybolan odadaki karanlık
gizem’inden hiçbir şey kaybetmeyen gecede
bahane değilken unutmalara
sana dair ne varsa bende azalan
bir bir hasretine eklenir
azalarak…
ahmet alp balkan / 6 nisan 2011 — ankara
paris
sen
en güzel kızı Truva sahillerinin
tarihin eski zamanlarından kalan
bilsem sen olduğunu
git demezdim
sen
güzel kızı Kaz Dağları’nın
bir yanı tuğladan asalet
belinde ağrısı hayatın
ben koydum senin adını
bilsen kim olduğumu
öyle demezdin
sen
helen’sen
bırakıp beni gitmezdin
ahmet alp balkan – 19.06.2010 03.03
kaçamak
Temmuz ortasında bir köy
öğlenleri balık kokuları
roka ve Ezine peyniri
ufak tefek lokantalarda
yanmış yanakların ve Pembe Göl
ince bir kumaş tenini kaplıyor
durağan suda parmak uçların
…
öylece anılardı her biri
kaybolmadan bir küçük yıldız
göklerin derinliklerinde
bir gün bir yazlık köyünde
yalınayak günbatımıydı
Geyikli’de.
ahmet alp balkan / 24.05.2010 05:55
Pembe Göl, büyük bir göl değil aslında ufak bir su birikintisidir sadece. Dibindeki toprak kırmızı olduğundan dışarıdan bakıldığında pembe görünür. Elbette toprak neden kızıldır sorusunun jeolojik veya pedolojik yanıtları var ama bana sorarsanız her gün batımında göğün kızılından bir damlası bu göle düşer, orayı görmeye giden kızlar da hayatın tozpembesi ve tepede sapsarı güneş ışığıyla karışık, kızıl gölü pembe görürler.
bir murathan mungan şiiri, mırıldandıklarım kitabından.
II.
her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
bir bakıştan, bir duruştan
çağrışımın sonsuz hızından
unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
terk edeceğim
daha otobüsün ilk basamağında
kim bilebilir ki?
sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
gizli gizli veda edeceğim ona, görmeyecek
ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
otobüs camına bağrında bir ok ile
bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
bu da ötekiler gibi,
kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
yaşayıp gidecek
Şubat 1982 — Murathan Mungan
ekim ayrılıkları
bir başkadır ekim’de ayrılıklar
eylül ne zaman yağmur getirse
ekim kuru soğuk getirir ardından
ve akıl almaz ayrılıklar
ekim’de ayrılıklar bir başkadır
her biri günah bir hikayedir aslında
aşkın suçsuzluğuna dayanamamış
ve günahlar işlenmiştir
bir daha yaşanmamak üzere
(more…)
Kızım
Güneşe bakınca
Gözlerini kapatırdı
Uykusu gelirdi kızımın
Yabancı ıslaklık dudağında
Uyurduk uyurduk
Hiç uyanmazdık
Güney Amerika’lardan
Kahve renginde
Saçları vardı kızımın
Savururdu rüzgarda
İzlerdik izlerdik
Hiç dokunmazdık
Sonu değil hayatın
Sonu değil hayatım’ın
İhanetleri vardı kızımın
Gece dokuz buçukta
Beklerdik beklerdik
Yine severdik
ahmet alp balkan / 22.07.2010 22.40
pembe şekerler
koyu karanlığı gecenin
yıldızlar seçilirken
bir o baktı gök yüzüne
sonra uyuyakaldı
sessizce yanaklarından aktı
pembe şekerler
dalıp gittiği rüyalarda
ezgisi çaldı yalnızlığın
korkudan, soğuk duvarlardan
omzunda bir yüktü sevmek
sıcacık gözlerinden aktı
pembe şekerler
deniz görmemiş bir rüzgarla
uyanıverdi birden
anadolu’nun göbeğinde
gecenin ikinci yarısıydı
kucağında pembe şekerler
gülümserken yanakları
çilekten bir şarkıydı sesi
henüz başlamamış
ahmet alp balkan – 15.09.2010 23:40
Unutup gidersin üç beş güne
Ama vakti gelince hatırlarsın
On yıl sonra mesela
Yalnız başına dolaşırken
Soğuk bir havada
Öyle bir ben geliveririm aklına
Yüzüm gelir gözünün önüne
Kahverengi saçlarım
On yıl önceki ben
Hatırlarsın bir çift küpeni
Bende unuttuğun
Üşürsün her esintiye
On yıl eskilerden gelen
Koruyamaz seni yine
Bahanelerin
Ardına saklandığın
On yıl önce
On olmasa da
Beş yıl sonra mesela
Hatırlarsın ilk sevgilini
Severken bırakıp gittiğin
Üzülme
Yine unutursun üç beş güne
Ama vakti gelince hatırlarsın
09.06.2010 04.00

Rüzgar güllerine karşı gün batımı - Devletşah Özcan
Güneş en son batarken
Bozcaada üzerinden
Bir kızın saçları kızıl
Güneşe doğru
Hafif bir rüzgâr ve
Dudaklarında kuruntu
Güneş en son batarken
Gözlerinin önüne düşen saçlar
Çok uzaklarda rüzgâr gülleri
Keman sesiyle enstrümantal
Ceplerinde kaçınılmaz vedalar
Bir otobüs kalkar çok uzaklara
Geride bıraktığı gözler ağlar.
ahmet balkan / 27.12.2009 02:10
Mavi Geceler
Akşamüstünden çok sonra,
Gökten çarşaf, yıldızlardan yastık
Bir sen ve ben
Mavi geceler
Kartal’da martı çığlıkları
Haydarpaşa’dan tren sesi
Bakışlarımızı dinler
Mavi geceler
ahmet alp balkan — 10.07.2009 02:20
Farid Farjad – An Roozha-III-08
Farid Farjad – An Roozha-II-6 – Hoghaye Setaregan
Yeşil
bir Dalyan hatırası
Güneş ardından çöller gökyüzü
Dalyan’da yağlık zeytin kokusu
Kollarında diken kesiği
Yeşil bağcıklı kız
Bozcaada’da kıyı ışıkları
Domates reçeli rengi
Kırmızı ojeli parmakları
Yeşil bağcıklı kız.
ahmet balkan / 14.07.2009